Önceden Sonunu Görmek ve Yinede Pes Etmemek(!)

Neye hasret kaldım ya da neye sıkıldım da yazmaya ihtiyaç duyuyorum? Hüzünlü şarkılardan söz etmeye başlarsak sonu gelmez ama bir denemek istiyorum.

Ne üstadlar bu fani dünyanın düzenini anlatmış ve anlatıyor olmasına rağmen, tecrübelerini sunmalarına rağmen fani dünyanın fani insanları olarak yine aynı göz boyamalarına aldanıyoruz. Korkularımız bizi buna itiyor. Arkada çalan ince mesajları olan şarkımın eşliğinde yazmak ne kadar kolay sence? Birilerinin yapılanları göz ardı etmesi artık canımı acıtıyor! Bunu yazmak olarak değerlendirmek ne kadar doğru?



Yazma eylemini gerçekleştirmemize sebep olan şey duygularımızdır. Duygusuz yapılan her şey yalan! Şöyle düşündüm şöyle yazayım olayı da yalan. Duygusuz olan her şey yalan diyorum ama duygularda yalan olabilir mi?

Yapılan işin, söylenen sözlerin yalan olduğunu söylerim ama duyguların yalanı olmaz abi. Duygu denilen illet şey yalan söylemez!

Görmek istediklerimizle duygularımızı çok sık karıştırır bir hale geldik/geldim. Bazı şeyler kaçmak istiyor, kötü hissettirecek olayların içerisinde buluyorum kendimi. Bu olaylardan sonra kendimi toplamaya çalışıyorum. Yere eğilip parça parça olmuş düşüncelerimi, sorumluluklarımı, ve diğer gereksizleri de topluyorum. Usanmadan topluyorum, dost diye bildiklerimi de katıyorum araya. Gerçekte dost olmadığını bildiğim halde onları katıyorum ki belki küçükte olsa bir ihtimal vardır. Belki tanır ve dost olmak ister diye.

Yaptıklarını görmeme rağmen ses çıkarmamak mı hata yoksa onu kazanmaya çalışmak mı?



Cevabını da vereyim. Şuan yazarken içimden geçenleri doğrudan anlatacak olursam ses çıkarmamak, yaptığının hata olduğunu söylememek benim suçum. Üzülmek yok ama bir öfke hakim oluyor nedense. Kardeşim deme kimseye! Onun kötülüğünü her gördüğünde diğer kardeşim dediğin insanların yüzüne bakmaya utanıyorsun. Kardeşim deme kimseye! Dilin o kelimeyi her söylediğinde dilinden utanıyorsun.

Bu işler yazmakla olsaydı dertlerinden bıkmış, sokakta ayyaş diye nitelendirip yüzüne bakmaya bile tenezzül etmediğin, hayatın gerçek yüzünü görmüş insanlar yazardı. Kimsesi kalmamış, elinden her şeyi alınmış bireyler yazardı. Bir hiç uğruna onca şeyden vazgeçenler yazmaz mıydı?

Yazmakla olmuyor bana göre ama söylemekle, vurup kırmakla da olmuyor. Beyninin bir köşesinde yer bulup orada sinesine çekiliyor. Aşık Veysel ve Neşet Ertaş’da söylememiş mi? Parmakları bağlamasının tellerine dokunurken dökmemiş mi içini! Gönlünün yaşları türkülerini söylerken içine mermi gibi saplanmış olmalı. İnsan bu kadar mı bıkar sorusuna cevap veriyorum. Bu kadar dediğiniz şeyler bazıları için önemli olabilir. Önemi olan herkesten, her şeyden vazgeçmek istiyorum bazen. Birileri için yaşamak doğru değil deseler bile birileri için yaşamak çok güzel.

Elimizdekiler ile şükretmeyi bilmiyoruz. Gözümüz hep daha iyilerinde iken elimizdekileri harcıyoruz. Allah gönlünüze göre versin. Elhamdülillah herkese dostum dememeyi de öğrendik.

13 yorum

  1. Nisa Nur Yanıtla

    Belkide kimseye söyleyemediği, kırmak yerine susmayı tercih ettiği cümleler ağır gelince yazıyor insan

    • Gürkan ÖZGÜR YazarYanıtla

      Belki bilmiyorum. Yazsak ne olacak yazmasak ne olacak? Çare gelmedikten sonra yazıp durayım.

  2. Nisa Nur Yanıtla

    En güzel şiirler gelmeyenlere yazilmiyor mu zaten. O okuyacak ya da gelecek diye yazılır mı

    • Gürkan ÖZGÜR YazarYanıtla

      Kesinlikle. Birini beklediğim ya da gelse dediğim yok. Felsefem toplum için blog 🙂

  3. Songül Aktaş Yanıtla

    Olayın mahiyetinde hep şu vardır; bizler hep bir şeylere sığınıyoruz gerçeklerden kaçmak için veyahut gerçekler ile karsikarsiyayken kimimiz kaleme kimimiz şarkılara kimimiz gökyüzüne iltica eder bir sessizliğe vasıl olmaktansa içimizdekileri bir şeylere intikal etmek daha güzeldir. .
    Mutlu günler dilerim

    • Gürkan ÖZGÜR YazarYanıtla

      Böyle değerli bir yorumu blog yazdığım sürece görmedim diyebilirim. Düşüncelerin gerçekten klavyene yansımış olmalı. Çok teşekkürler. 🙂

  4. Zeyyy Yanıtla

    Aslında yazarken bir nevi kendi evimizde kendi dünyamızda olmuş olmuyor muyuz ? Bizi yazmaya iten en büyük nedenlerden birisi de anlaşılmamaktır fikrimce. Hem yazarken karşındaki kağıdın , elindeki kalemin mimiklerinden ve hareketlerinden etkilenip duygularını sınırlandırmazsın çünkü bilirsin kagıt ve kalem cansızdır . Bu yüzden yazarken özgürsündür .

    • Gürkan ÖZGÜR YazarYanıtla

      Kelimlerle hoşumuza giden dünyayı yaratıyor ve istediğimiz gibi görevlendirip kendimize pay biçiyoruz. Belki bu yüzden yazmak daha kolayımıza geliyordur.

  5. seçoo Yanıtla

    Aslında Yazmakta bir nevi konuşmak gibi ağzımızda düğümlenen bütün kelimeleri kağıda dökmüyor muyuz? Kimseye söyleyemediklerimizi, dertlerimizi yazarak çözümlendiriyoruz. Kolaya geldiği için değil kendimizi ifade edemediğimiz için yazıyoruz. Hem yazmak insanın kendini özgür hissetmesi değil midir?

  6. Ömer Faruk Güney Yanıtla

    Bence bu hayatta tecrübe kazanmak için ilk önce güzelce bir ders alman lazım, seni şöyle güzel bir üzmeleri lazim. Bu görevlerini tamamladıkları zaman ise senin artık duyguların değil tecrübelerin konuşucak. İşte gerçek hayat senin için o zaman başlayacak. Sana hayatında başarılar dilerim. Tek isteğim kendini hiç birşey için üzmemen unutma ki bu hayatta seni seven değer veren kişiler de var.

  7. Emre Ketenci Yanıtla

    Yazmak İnsanın Doğasının Temelinde Vardır Her zaman.
    Böyle Güzel Bir Yazıyı Okumamıza Vesile Olduğun İçin Teşekkürler

  8. Bilal Kızıl Yanıtla

    ne kadar bırakmak istesekte birakamadigimiz bu kişisel bloglarimiz iyiki var insan içerisindeki duyguyu psikolojiyi bir şekilde anlatıyor çevresindeki insanlara yardımcı oluyor yeri geldiğinde çevresindeki insanlar ona yardımcı oluyor bu cok güzel birşey yakında benim blogumada beklerim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir